Kiralık Kalemşörlerden Satılık Kelimeler
Önce bakıyorum gündemi kurcalayan ve yer tutan sorunlara, olaylara, sonrasında manşetlere, köşe yazarlarının tutumuna. Herşey bu kadar mı? zıt olur birbirine / Eğer beyinler paraya olan tamahkarlıktan köreldiyse herşey olabilir bu dünyada. Temelde baktığımızda kalemşörün anlamı belli çevre ve güç odakları için kalemini silah gibi kullanan gazetecilere verilen isimdir. Türkie'de bolca vardır bu gazetecilerden. Çünkü; eskiden ideolojiler fikirler etrafında toplanırlardı. Şimdiyse; dini ögeler ön planda dönüyor.daha kötüsü din alet ediliyor -toplum onun üzerinden sömürülüyor -kullanılıyor. Her taraf kendi adamını korumak / kollamak uğruna birer gazeteci satın alınmış durumda. Ulusal medyadaki hafif atılıp -sıkıntısız -atlatılmaya manşetlere karşılık -yerel gazetelerin sarsıcı haberleri ortalığı yıkıyor. Peki bu üçkağıtı -yani Ali'nin külahını Veli'ye -Veli'nin kini Ali'ye takanlar kim?. Olayların somut olgulara gereksinimlere vardır. Türkiye'de kalemini kiralayıp, satılık kelimeleri medyaya servis eden kalemşörlerden birkaçı; Fatih Altaylı, Ertuğrul Özkök,Nazlı Ilıcak,Mehmet Ali Birand. Kişi, kurum, zihniyet ayrımı yapmadan -hedef göstermeden sadece yazılarındaki taraflı tutum nedeniyle bu gazetecilerimiz başlıkta da açıkladığım gibi editöryel değerlere sahip değiller. Daha vahim olanı yazılarıyla insanlarımızın düşüncelerini olumsuz yönde etkileyip- birtakım yollara kanalize ediyorlar. Peki ne yapılması gerekiyor? Düşünce kirliliği oluşmuş toplumlar -bulanık bir su gibidir; gerçekler net gözükemez. İşte internetin özgür dünyası -bloglarda suyu berraklaştırma da bir çözüm noktası olup kiralık kalemşörlere karşı, internet haberciliği alternatiftir. Burada iş birazda internet aktif kullanıcısı sayısına bağlı aslında. Dünya yavaş yavaş kağıt ortamından -sanal ortama kayıyor. İşte o zaman bloglar çok büyük değer kazanacak. Ve birileri anlayacak rant ve çıkar karşılığı kalemlerinin aslında birçok şeyden daha keskin ve üstün olduğunu, ama iş işten geçmiş olacak...







