Farklı Görüşe, Farklı Yaklaşım
Adalet Bakanı M.Ali Şahin (AKP): “Hükümetimizle kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara’dan geçiremiyor. O nedenle, halkıyla, hükümetiyle, devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa bizim sorunlarımız daha çok çözülür” dedi.
İşte bu açıklamanın ardından 4 soru önergesi verildi mecliste. Sırasıyla verilen önergeler ve alt metinleri:
Mehmet Şandır (MHP): “Mahalli seçimler öncesinde vatandaşları tehdit mi ediyorsunuz? Bu açıklamayı siyasi etik açısından doğru buluyor musunuz? Hükümetin, AKP’li olmayan belediyelerin işlerinin yapılmaması için bir karar aldı mı. Açıklamanızdan sonra 2B arazileri, yandaşlarınıza verilecek gibi bir kanaat oluştu. Bunu düzeltecek misiniz?”
Rahmi Güner (CHP): “29 Mart seçiminde, yurttaşlarımızın özgür iradeleriyle tercihlerini ortaya koymalarının önüne geçmeyi mi amaçladınız? Yurttaşlarımızın iktidar partisine oy vermemeleri halinde, hizmet alamayacağını ifade etmeniz, temsil ettiğiniz Adalet Bakanlığı makamına olan güveni zedeledi. İstifa ederek, kamuoyunun endişelerini gidermeyi düşünüyor musunuz?”
Hüsnü Çöllü (CHP): Bu açıklama, demokrasi ile bağdaşıyor mu? Seçimlere yaklaşık 1 ay kala, iktidar olanaklarıyla vatandaşların oylarının iktidar partisinin adaylarına yönlendirilmeye çalışılması etik mi? İktidarınız döneminde, hangi belediyelerin hangi projelerine engel çıkarıldı?
Şevket Köse (CHP): “Hangi belediyeler, Hükümet ile iyi geçinemedi ve hangi projeleri Ankara’dan geçirilmesine engel olundu. Böyle sözlerin gelişmiş başka bir ülkede, bir Bakan tarafından söylenmesi halinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkar? Orada ortaya çıkan sonuçlar gibi davranmayı düşünüyor musunuz?”
Çözümsüzlüğün kol gezdiği bir ülkede yapılacak en son açıklamayı yaptı Sayın Adalet Bakanımız. Er ya da geç bir yerden patlak verecekti farklı görüşlere, farklı yaklaşımın uygulandığı. Yaptığı açıklama yerinde değil. Onun için kabul edilemez. Ancak "gerçeği" bizlere göstermesi açısından çok değerli. O gerçek; çifte standardın babasının Avrupa da değil, bizde olduğu gerçeğidir. Particiliği bir tarafa bırakırsak, ülkede neden bu kadar yolsuzluğun, adam kayırmanın olduğu çıkıyor ortaya. Muhalefeti sürekli eleştiren iktidarın (-oturmuş demokrasilerde tam tersi muhalefet iktidarı eleştirir), ayak oyunlarının izleri görülüyor: bu kısacık cümlelerde. Demek ki: muhalefette yer alan parti ya da bağımsız kişiler önce iktidarın gönlünü yapıyor Ankara'da. Eğer yapabilirse projeler halka hizmet olarak ulaşabiliyor. Yoksa rafa./ başka seçim dönemine kalıyor proje. Millete hizmet ikinci planda. Amaç rant sağlamak kişi ve yandaş kurumlara. Hizmet götürmenin bürokrasideki yeni adıysa: iktidardaki merkezden onay olma. Seçimler yaklaşırken işin rengi iyice kendini belli etti. Umarım işin rengi daha fazla terse dönmez...








